🌷BİR KISSA BİN HİSSE🌷
🥀KALBİ SIZLATAN BİR TEVBE HİKÂYESİ🥀
Medine sokaklarında, kavurucu sıcağın altında dört adamın omuzladığı bir cenaze ilerliyordu.
O sırada onlara rastlayan büyük alim Hasan-ı Basri, bu garip manzarayı görünce içinden, "Vallahi, beşincileri de ben olacağım," dedi ve tabutun altına girdi.
Bir ara taşıyanlara dönüp sordu: "Ey ahali! Neden sadece dört kişisiniz? Kimsesi yok mu bu mevtanın?"
Adamlar yanlarında yürüyen yaşlı kadını işaret ederek nefes nefese cevap verdiler:
"Vallahi bizi bu yaşlı kadın kiraladı. Cenazeyi yıkamamız, kefenlememiz ve kabrine taşımamız için ücretimizi verdi."
Hasan-ı Basri hayretler içinde kaldı: "Sübhânallah! Demek sizi kiraladı..."
Defin işlemleri bittikten sonra Hasan-ı Basri bir kenarda durup yaşlı kadını izlemeye koyuldu.
Kadın diz çökmüş, gözyaşları içinde hıçkırarak feryat ediyordu: "Allah’ım, ey Rabbim! Senden başka kimsem yok.
Bu benim asi, kalbi katılaşmış oğlumdur. Sana defalarca isyan etti, haddini aştı. Ama Sen merhametlisin Allah’ım! Onu affet, ondan vazgeçme...
Rabbim, Senden başka sığınağım yok!"
Kadın ağladı, ağladı ağladı...
Derken bir an geldi ki çehresine garip bir tebessüm yayıldı ve sessizce yerinden kalkıp gitmeye yeltendi.
Bu ani değişim Hasan-ı Basri’yi hayrete düşürmüştü. Peşinden koşup kadını durdurdu:
— "Dur hanımefendi! Allah aşkına söyle, bu cenazenin hikayesinin aslı nedir?"
Kadın acıyla cevap verdi:
— "Beni kendi halime bırak! Benim acım senin ciğerini yakmış değil ki anlayasın."
Hasan-ı Basri kendini tanıttı:
— "Ben Müslümanların alimlerinden Hasan-ı Basri’yim."
Bunu duyan kadın duraksadı ve şöyle dedi:
— "Vallahi, eğer bir alim olmasaydın sana asla anlatmazdım."
"Ey Hasan! Bu benim oğlumdu. Öyle isyankar, öyle katı kalpliydi ki...
Bütün kasaba halkı onu Allah’ın gazabını çekecek işlerinden tanırdı. Lakin kimsenin bilmediği bir şey vardı: Oğlum tövbe etmişti."
"Gecenin karanlığında seccademe kapanır, ağlayarak dua ederdim: 'Rabbim, Senden başka kimsem yok, şu asi evladımın kalbine hidayet ver!' diye.
Allah duama icabet etti, ancak bu icabet evladımın yatağa düşmesine sebep olan bir hastalıkla geldi.
Hastalık onu eritti ama kalbini de yumuşattı; nasuh bir tövbe ile Rabbine yöneldi."
"Ölüm döşeğine düştüğünde beni yanına çağırdı ve vasiyet etti:
— 'Anneciğim,' dedi. 'Eğer ölürsem, Allah aşkına başımı toprağa koy, yanağıma ayağınla bas ve de ki: İşte Allah’a isyan edenin cezası budur!'"
"Ruhu bedeninden ayrılmadan önce bana söz verdirmişti; ben de dediğini yaptım. Yanağını toprağa koydum, diğer yanağına ayağımla basarken gözyaşlarım sel oldu.
Ölmeden hemen önce son bir veda bakışıyla bana bakıp şöyle fısıldadı:
— 'Anneciğim, ne olur öldüğümü akrabalarımdan kimseye haber verme. Eğer duyarlarsa gelmezler, bana rahmet dilemezler; çünkü benden hiçbir hayır görmediler.
Dört adam kirala, beni yıkayıp defnetsinler yeter. Ama bir vasiyetim daha var:
Mezarımdan hemen ayrılma, Allah sana benden bir işaret gösterene kadar orada bekle.'"
Yaşlı kadın derin bir nefes alarak sözlerini tamamladı:
"Ey Hasan! Mezarı başında durmuş Rabbime yalvarıyordum; 'O asiydi, katı kalpliydi ama Sen merhametlisin,' diyordum.
İşte o an... Mezarın içinden oğlumun sesini duydum:
'Anneciğim, artık gidebilirsin; zira ben Rabbimi Ekremü’l-Ekremîn (Kerem sahiplerinin en yücesi) olarak buldum!''
RABBİM DOĞRU YOLDAN AYIRMASIN CÜMLEMİZİ